İnatçı adale ağrıları,yorgunluk ve vücutta bazı hassas ağrılı noktalarla karakterize bir hastalıktır. Ağrılar günden güne saatten saate değişebilir ve çok farklı şiddetlerde seyredebilir. FM eklemlerde hareket kısıtlılığına yol açan bir hastalık değildir. Fakat hastanın yaşam kalitesini ciddi derecede bozan kronik bir hastalıktır. Fibromiyalji günümüzde çok sık rastlanan bir hastalıktır. Hastalıkla ilgili yeni bir gelişmenin olması, tedaviye yeni seçeneklerin eklenmesi, bu sorunu yaşayan insanların ve onları tedavi etmeye çalışan hekimlerin önemli bir beklentisi durumundadır. Bu konuda dünyada çeşitli çalışmalar yapılıyor. Fibromiyalji hastalığında bizim kliniğimizde de bazı özgün uygulamalar yapılmaktadır.

Fibromiyalji Nasıl Meydana Gelir?

Hastalığın ortaya çıkış nedeni tam olarak bilinmiyor. Bazı bilim adamları düşme, çarpma, özellikle trafik kazası gibi travmaların merkezi sinir sistemine etki ederek FM’ e yol açtığını ileri sürmektedirler.

HASTALIK NASIL MEYDANA GELİR

Fibromiyaljinin başlaması için her zaman büyük bir travma olması gerekmez. Hastaların kaslarında küçük bir travmanın yani basit bir incinmenin bile FM’i tetiklediği görülmüştür. O yüzden uygun olmayan egzersizlerin veya kötü duruş pozisyonlarının bu hastalığı artıracağı unutulmamalıdır.
Beyin ve çevre sinirleri arasındaki iletimde görev alan bazı kimyasal maddelerde eksiklik veya bozukluk olduğu söylenmektedir. Bu madde serotonin ve onun ön maddesi olan triptofandır. Serotonin insanda dinlendirici özelliğe sahip olup uykunun gerçekleşmesi ve ağrılı uyaranın algılanmasında rol oynayan önemli bir iletkendir. FM’ li hastaların diyetlerine triptofan eklendiğinde hastalığın şiddetinde azalmalar olduğu kaydedilmiştir .

FM hastalığında ailesel yatkınlık ve kalıtsal özellikler bulunmuştur. Yani FM’li bir annenin çocuklarında benzer sorunlar görülebilir. Hatta beraber yaşamanın getirdiği bir hastalık olarak karı ve kocada aynı hastalık beraberce ortaya çıkabilir. 

Aşırı streslerin merkezi sinir sisteminde, kimyasal iletimde bozukluğa yol açtığı söylenmektedir. Ailesel stresler, çocukluk çağında veya daha sonraki yaşamda cinsel örselenmeler olması, evliliğin kötü sonlanması, ağır yaşam ve iş koşulları FM’ i tırmandırmaktadır.      

Bazı virüslerin FM’ e yol açtığı iddia edilmektedir. Örneğin Lyme hastalığı veya çok ağır geçen bir gripal infeksiyon sonrası FM başladığına ait yayınlar bulunmaktadır. FM’ de yerel kan akımı azalmasına bağlı olarak yorgunluk geliştiği ve adale esnekliğinde azalma olduğu gösterilmiştir. Buna göre olayın asıl gerçekleştiği yer adale dokusudur. 

Orada gerektiği kadar gevşeme olamamakta aksine daimi kasılmalar olmaktadır. Bu bölgede kan dolaşımı yeterli değildir ve kas dokusu yeterince oksijen alamamaktadır.

Fibromiyalji Kimlerde Görülür?

Amerikan verileri 3-6 milyon arasında Amerikalının bu hastalığa tutulmuş olduğunu göstermektedir.Türkiye’de benzer oranlara dayanarak 1 milyondan fazla kişide Fibromiyalji (FM) hastalığı olduğunu söyleyebiliriz.

ABD’ de ayaktan başvuran dahiliye hastalarının % 5.7’ de romatizma polikliniklerinde ise % 10’ dan fazla kişide bu hastalığa rastlanmaktadır. FM, Amerika’ da romatizmal hastalıklar içerisinde osteoartroz ve romatoid artritden sonra en sık görülen 3 hastalıktır.

Fibromiyalji, en çok doğurganlık çağındaki veya çalışma hayatındaki kadınlarda görülmesine rağmen çocuktan yaşlıya hatta erkeklerde bile bu hastalık görülebilir. 10 kadına karşılık 1 erkek yakalanır. Etnik yatkınlığı yoktur. Amerika’ daki bu orandan esinlenerek genel nüfusun % 2’ sinde bir başka deyişle Türkiye’ de 1.3 milyon insanda bu hastalık olduğunu söyleyebiliriz.

Fibromiyalji hassas, mükemmeliyetçi kişilerin hastalığıdır. Bu nedenle biz FM’si olan kadınlar için “SÜPER KADIN” benzetmesi yapsak yanlış olmaz. Bu hastaların çevresindeki insanlardan birçok beklentisi vardır. Herşey zamanında ve doğru düzgün yapılmalıdır. Bu kişiler bir o kadar da vericidir. Yakın çevresi de onlardan daimi olarak bazı beklentiler içersindedir.  

Fakat bu beklentileri karşılayacak güçleri ve sabırları ise son zamanlarda artık yoktur. Herkesten fazla yorulur, üzülür. Terlenmeyecek bir yerde aşırı terler, üşür, konsantrasyonu kaybolur hatta ağlar. İş verimleri kısa zamanda çok düşer.  Hergün kendisini kemiren evhamlar, doktorların tanımlayamadığı inatçı ağrılar ve müthiş yorgunluğuna rağmen kendisini anlamayan yakın çevresi onu deli eder. 

Bu yüzden çok sık iş değiştirirler, boşanmalara sık rastlanır. Komşularla bile arası bozulur. O bu hastalığın pençesinde yanıp yıkılırken etrafında takıp takmış biraz da neşesi, kahkahası bol olan birine tahammülü doğrusu hiç kalmamıştır.

Fibromiyalji Belirtileri?

Çok sayıda farklı belirtinin FM’de bulunmasının bir çok hastalıkla karışmasına sebep olduğunu söylemiştik. Bu yüzden bu yakınmaları; 

Fibromiyaljide görülen belirtileri;                                                                    
a) Her hastada mutlaka görülen, 
b) Sık rastlanılan,
c) Zaman zaman bulunan sorunlar 
olmak üzere üç bölüm olarak gruplandırmamız gerekir. 

A) Her hastada mutlaka görülen hastalık belirtileri: 
a) Yaygın vücut ağrısı ve sızılar:  Vücudun hem sağ hem sol yarısında göbekten hem yukarıda hem aşağıda ayrıca omurganın çevresinde kısaca “ tepeden tırnağa” vücudun her yerinde ağrı ve sızı görülmesi olup bu ağrı derinde, sanki yanma veya adalelerin burkulması şeklinde hissedilir. 

 

b) Hassas noktaların mevcudiyeti:  Vücudun çeşitli bölgelerinde 18 simetrik hassas nokta bulunur. Bunların yerleri (çift) şöyledir. 
1 – Başın artkafa bölgesinde            (1-2) 
2 – Boyunun ön ve alt bölgesinde     (3-4) 
3 – Sırtdaki trapez kasın ortasında   (5-6) 
4 – Kürek kemiği çıkıntısında             (7-8) 
5 – 2. kaburganın öne uzantısında   (9-10) 
6 – Dirsek dış yanında                     (11-12) 
7 – Uyluk üstü ve dış yanında         (13-14) 
8 – Kalçanın üst, dış yanında          (15-16) 
9 – Dizlerin iç yan kısmında             (17-18) 


B) Sık Rastlanılan Hastalık Belirtileri: 

1- Yorgunluk, bitkinlik: En sık rastlanılan ve hemen herkeste farklı derecelerde seyreden, gün ve saat içerisinde bile değişebilen bir yakınmadır. Hastalar bunu sanki enerjim çekiliyor ve bitiyormuş şeklinde tarif ederler. Hatta “ kol ve bacaklarıma beton bloklar bağlanmış gibi hissediyorum“ şeklinde yakınmalara da rastlanır. Çalışmadığı ve yorulmasını gerektirecek bir faaliyet yapılmadığı halde izahı oldukça zor olan yorgunluk bulguları vardır. Yorgunluk sabah en belirgin düzeydedir. Bu hastalar yataktan neredeyse yorgunluktan kalkamayacak gibidir. Gün içinde yorgunluk azalır akşama doğru neredeyse normalleşir. FM’lilerin birçoğunda geceleri aksine zihinsel faaliyetler oldukça hızlanmış ve fiziksel kapasite yükselmiştir. 

Birçok FM hastası bu yorgunluk nedeniyle kendi mesleki faaliyetlerini bile yapamaz hale gelir. Bu nedenle işinde gerekli verimi gösteremeyen bu hastaların birçoğu ya iş değiştirmekte yada işinden kovulma gerçeği ile karşı karşıya kalmaktadır. Aslında bu hastalar mükemmeliyetçi ve hassas kişilerdir. Bundan dolayı uzun süre yüksek performansa dayanamamakta ve bir süre sonra tempoları ve dolayısıyla başarıları düşmektedir. Bir süre sonra girdiği hiçbir işte başarı gösteremeyen hatta tembel olarak nitelendirilen bu hastalar kendi hoşlandıkları bir işle uğraşırken tersine inanılmaz bir performans gösterebilmekte ve harikalar yaratabilmektedir. O vakit yorgunluk hissetmeyen hastanın hoşuna giden işleri yapması ona belki de bir meditasyon gibi gelmektedir.

Yorgunluk nedeni olarak modern yaşam koşullarının getirdiği olumsuz faktörleri sayabiliriz. Endüstriyel baca ve egzoz gazlarının soluk aldığımız atmosferi kirletmesi, yediğimiz ve içtiğimiz bir çok şeyin vücudu yıpratacak ve yaşlandıracak bir nevi zehir vasfında olması ilk anda söylenebilecek olumsuzluklardır. Öte yandan bilinçsiz beslenme sonucu kana hemen karışan kötü karbonhidratların fazlaca tüketilmesi süratle insülin salgılanmasını artırmakta ve birçok kişi bu nedenle hipoglisemik duruma gelmektedir. Hipogliseminin en önemli bulgusu yorgunluktur. 
     Ayrıca vücudumuza istemli veya istemsiz giren modern yaşantının toksinleri ve vücutta oluşan bir nevi paslanma diyebileceğimiz oksidasyon olayına karşı koyma mekanizmalarının bozulması , beslenmemiz sırasında almamız gereken miktarlardan eksik düzeyde vitamin ve mineral alınması da başka bir yorgunluk nedenidir 

2. Uyku bozuklukları: FM hastaları uykudan sanki tam uyuyamamış gece ağır bir iş yapmış ve hiç dinlenememiş olarak kalkarlar. Geceleri sık sık uyanırlar. Uykuya çok kolay dalarlar. 
     Fakat “uyku laboratuarlarında” yapılan araştırmalarda bu hastaların derin uykuya geçemedikleri (uykunun hızlı göz hareketleri evresinde (4. faz) problem olduğu EEG ile gösterilmiştir. Uykuda diş gıcırdatılması, istemsiz kol, bacak hareketleri yapılması oldukça sıktır.

3. Sabah tutukluğu: Sabah yataktan kalkarken başlayan ve tüm vücutta uzun süre devam eden bir tutukluk halidir. Havanın nemindeki değişikliklerden genellikle etkilenir. Kaslarda gerginlikle ve tutukluğu olan hastalar istediği her hareketi biraz zorlanarak da olsa yapabilir. 

 Bazı hastalar bu sabah tutukluğunu sanki geceden alkol almış da sabah olduğu halde bir türlü kendine gelemiyormuş gibi tanımlarlar. Hatta “3-4 bardak koyu çay içmeden veya gevşetici sıcak bir banyo yapmadan kendime gelemiyorum diyen hastalara sıkça rastlanır. 

4. Baş ve yüz ağrıları: Baş ağrısı FM başlamadan önce de mevcut olabilir. FM’ nin başlamasıyla ağrılar daha da artar. Olguların bir çoğunda bu ağrılar migren veya gerilim tipi baş ağrısı olarak seyreder. Stres ve ağırlaşan günlük yaşam koşulları bazı FM hastalarında yüzün mimik hareketlerini yaptıran adalelerin devamlı kasılı durumda kalmasına yol açar.  

Biteviye asık suratlı görünümde olan bu hastaların yüz kaslarının devamlı kasılı kalmasından dolayı neredeyse gülmeleri artık imkansız hale gelmiştir. Sanki gülmeyi sağlayan adaleler, çoktan bu işlevlerinden uzaklaşmış ve gülmeyi beceremez hale gelmiştir. 

Zaten bu gibi kronikleşen FM ‘li hastalarda bırakın gülmeleri, gülümsemeler bile artık kaybolmuştur. Çatık kaş ve asık surat FM’le özdeş simgeler haline bürünmüştür. 

5. Hassas barsak sendromu (irritabl kolon): Bu hastalarda, ishal veya kabızlık nöbetleri olabilir. Sık sık gaz çıkarmak veya geğirmek ve aniden gelen tuvalet ihtiyacı tipiktir. Tüm geğirmelere rağmen bir türlü rahatlayamamakta hatta bir nevi “hava yutma” olan bu geğirmelerden sonra hastanın sorunu daha da büyümektedir. Karında sebepsiz yere devamlı gerginlik ve ağrılar olur. 

Bu durum bazı gıdalara karşı tepkisel olarak ortaya çıkabilir. Bu gibi sıkıntılar zaten diğer ağır sorunlarının içerisinde çırpınan FM hastalarını içinden çıkılmaz yeni açmazlara sokacağı muhakkaktır. Ani stres durumları, yenilen bir gıda maddesi, mevsim ve yer değişiklikleri bu nöbetleri başlatabilir. Alışık olmadığı bir yerde yemek yediğinde veya kendi yatağında uyumadığında bu gibi şikayetleri tavana vuran çok sayıda FM hastası vardır. 

Hastalardaki geğirme o kadar rahatsız edicidir ki tüm gün bir yandan geğiren bir yandan da gaz çıkaran bu kişiler bu nedenle başkalarının yanında olmaktan kaçınır hale gelirler. Gaz oluşması her zaman yenilen gıdalarla alakalı olmaz. Aşırı soğuk, yoğunluğu veya kokusu fazla ve hazmı zor bir besin, geğirme veya gaz nöbetleri başlayabilir. Karında biriken gazla kendini balon gibi hisseden ve spazm hissiyle bu gazı çıkartmak ihtiyacında olan bu hastaların bir kısmının sırtındaki hassas noktalara basıldığında refleks bir cevapla yüksek sesle geğirmeleri oldukça dikkat çekicidir. 

Hatta gevşemek amacıyla masaj yaptıran bu hastalarda ovalamalar ve adalelerin bazı bölgelerine dokunulduğunda hoş olmayan bir şekilde geğirmeleri söz konusudur. Daha da kötüsü bazı hastalar, cinsel ilişki sırasında bu durum nedeniyle büyük sorunlar yaşayabilirler. 

Zaten bir yandan ellerinde ayaklarında aşırı soğukluk hisseden, ağrıları, uyuşmaları olan devamlı yorgun ve kendini bitkin hisseden bu hastaların bütün bunların üzerine bir de bu gibi sorunları olması cinsel isteği (libido) iyice azaltır. 

FM hastalarının büyük bir kısmında, sadece bu nedenlerden değil hem kendisinden çok şeyler beklendiğinden hem de kendi de eşinden birçok beklentileri olduğundan büyük oranda evlilik sorunları vardır. Bu nedenle boşanmalara sıkça rastlanabilmektedir. 

Bu gibi huzursuzluklar FM’de tedavi olmayı ileri derecede güçleştirmektedir. Zira devamlı hasta ve mutsuz, yüzü asık ve gergin, ne kendi huzurlu, ne de başkalarına huzur vermeyen bu kişiler aslında gerginliklerin altında FM hastalığının yattığını bilseler üzerinden aşılamayacak gibi görünen birçok sorununu kolayca çözebileceklerdir. 

6. Uyuşma ve karıncalanmalar: Vücudun belli belirsiz yerlerinde ani girip çıkan ve derinin üzerinde sanki böcek dolaşıyormuş gibi garip hisler ortaya çıkabilir. Bu sırada hasta adalelerinde istemsiz kıpırdanmalar ve vücudunda bu gibi tuhaf duygulardan o kadar rahatsızdır ki bundan kurtulmak için duşlara girip çıkar, merhemler sürer ve hiç durmadan sorunlu bölgelerini mıncıklarlar.

Kimisinde ise adale seyirmesi veya göz kapaklarında seyirme vardır. Bu durum bazen başkasının bile kolayca fark edebileceği kadar artmış ve bir tik haline dönüşmüştür. FM sorunları arttıkça buna paralel olarak seyirme ve tiklerde artar. Kendini iyi hissettiği dönemlerde ise tamamen kaybolur veya azalabilir.

7. Soğuğa tahammülsüzlük: Özellikle el ve ayaklarda normalden fazla üşüme olur. Soğukla karşılaşınca morarmalar meydana gelir, hatta soğukla birlikte tüm ağrıların arttığından yakınırlar. Soğuk havaların başlamasıyla günlük yaşamı altüst olan çok sayıda FM’li hasta vardır. Ellerini soğuk suyla veya soğuk bir cisimle temas ettiren bu hastalarda dayanılmaz ağrılar ve renk değişikliği ortaya çıkar. 

Elleri ölü gibi soğuk,buruşuk, beyazlaşmış ve sanki kanı çekilmiş görünümdedir. Solukluk bir süre sonra morarma haline dönüşebilir. Evin içinde bile elleri ayakları ısınmayan bu kişiler yaşamlarını sürdürmek için devamlı eldiven ve kalın çoraplar kullanmak zorunda kalırlar. Stresin yoğunlaştığı ve ağrıların arttığı dönemlerde ellerdeki soğumalarda artar. Hastalar kendini iyi hissettiği zamanlarda, ellerinin daha rahat olduğunu söylerler. Bu duruma ” Raynaud fenomeni ” adı verilmektedir.

8. Psikolojik sorunlar: Çeşitli derecelerde psikolojik sorunları olan bu hastalar iç ve dış uyarılara karşı son derecede hassas kişilerdir. FM genellikle kendisinden veya çevresinden beklentileri fazla olan kişilerde görülür. Stresle baş edemeyen hastaların hastalığıdır bir ölçüde. FM’ li hastalarda çağımızın yaygın psikolojik sorunlardan biri olan panik ataklar da sık görülmektedir. 

Tanı ve tedavisi oldukça güçlük çekilen bu psikolojik sorunların çözümüne, mutlaka bir hekimle yapılacak uzun işbirliği sonucu ulaşılabileceği unutulmamalıdır. Devamlı sinirlilik bazen heyecan hali gözlenir. Aslında tüm kronik ağrı çeken hastaların duygularını tanımada ve sözel olarak ifade etmede güçlükler yaşadığı gözlenmiştir. Ayrıca FM’ de diğer iltihaplı romatizmalı hastalardan daha çok moral kaybı ve iş gücü eksikliği müşahade edilmiştir. 

Goldenberg isimli bir bilim adamı çalışmasında 82 FM hastasının % 46’da depresyon öyküsü olduğunu bildirmiştir. İlginç olan bir diğer konuda FM’ li hastaların 1.derece yakınlarında da depresyon öyküsüne sık olarak rastlanmaktadır. 

9.Unutkanlık ve konsantrasyon eksikliği : Fibromiyaljide unutkanlık oldukça sık rastlanılan bir yakınmadır. Hafıza boşluğu ve herhangi bir olaya konsantre olmakta eksiklik vardır. Hatta bazen konuşurken kelimeleri bulmakta güçlük çekerler. Kitap, gazete okuyamaz. Zira okuduğunu anlaması ve aklında tutması imkansız hale gelmiştir. Unutkanlık bazen o kadar barizdir ki alışveriş için  evden dışarı çıkıp ne alacağını hatırlamayıp ve bir süre sonra eve öylece dönebilirler. Stresin yoğunlaştığı durumlarda daha belirginleşen bu yakınma nedeniyle işlerinde başarısızlık yaşayan çok sayıda FM’li söz konusudur. 

Unutkanlık daha ziyade yakın geçmişe aittir. Uzak hafıza bozulmamıştır. Bu şekliyle yaşlılardakine benzer bir durum söz konusudur. Herhangi bir şeyi unutmamak için not kağıtları yazar fakat daha sonra yazdığı not kağıdını unutabilir. İsimleri hatırlamakta yolları bulmakta hatta evin veya arabanın anahtarını bulmakta epey zorluk çekerler. 

C) Hastalarda zaman zaman bulunan diğer sorunlar 

1- Huzursuz bacak sendromu ( HBS) : FM hastalarının % 31’ de ayaklarda hareket halinde veya istirahatte ayak uzatılsa bile huzursuzluk ve istemsiz hareketler görülür. Hastalarda devamlı olarak yanma, çekilmeler, karıncalanmalar, elektriklenmeler ve uyuşmalar olması nedeniyle bacakları hareket ettirmek ihtiyacındadırlar. Başlarını yatağa koyduğu andan itibaren gün içerisinde boyutu pek anlaşılmayan bu sorun birdenbire hastayı uyutmayan büyük bir dert haline döner. Uykusuz geçecek bir gecenin başlayacağını eski deneyimlerinden bilen hasta artık ileri derecede huzursuzdur. Aynı şekilde yatakta beraber yattığı kişinin de gecesi pek hayırlı olmayacaktır. 

Yatakta sürekli bacaklarını ovuşturan bir süre sonra kalkıp dolaşmak zorunda kalan hatta duşlara girmek zorunda kalan H.B.Sendromlu hastalar bu yüzden uyku kalitesi bozuk ve devamlı yorgunluktan şikayetçi konumdadır. Huzursuz bacak sendromu nedeniyle sinema tiyatro, konserlerde istemsiz olarak devamlı ayaklarını sallayan bu kişiler hem kendilerini mutsuz hissedecek hem de sanatçının bu nedenle dikkatini dağıtabileceklerdir. 

HBS; bir başka hastalığın uzantısı olabilir. Örneğin, diyabet, kanda demir eksikliği anemisi, depresyon giderici ilaçların kullanılmasına bağlı olabilir. Ayrıca, bel fıtığı operasyonları sonrası, böbrek hastalığı, diyalize giren hastalar ve Parkinsonlu kişilerde bu sendroma rastlanabilir. Aşırı alkol kullanan kişilerde hatta gebeliğin 20. haftasındaki birçok kadında bu duruma rastlanabilir. Hiperaktif çocuklarda bazen büyüme ağrıları ile karıştırılan H.B.S ağrıları olabilir. 

Huzursuz bacak sendromunun tedavisinde kişilere kötü alışkanlıklardan arınmış bir yaşam sürmesi önerilir. Kahve, alkol bırakılmalı, düzenli egzersiz yapılmalıdır. B12 vitaminleri verilmeli varsa demir eksikliği giderilmelidir. Yine vücutta dopamin eksikliği varsa bunun tespit edilip yerine konması gerekecektir. Hastaların bol su içmeleri, bacaklara sıcak-soğuk alterne banyolar yapması ve sıkmayan rahat ayakkabılar giymesi önerilir. 

2- Ağız ve göz kuruluğu: Ağız kuruluğu şeker hastalığında sık rastlanan bir belirtidir. Hatta birçok hasta bu belirtiyle şekerin arttığını anlayabilmektedir. Burada tıpkı şeker hastalığında olduğu gibi ağız kuruluğu çeken FM hastaları vardır. Aynı şekilde göz kuruması bazı göz hastalıklarıa ait bir belirtidir. Benzer şekilde FM ile beraber göz kuruması ve gözlerde batma yanma gibi bir takım sorunlar ortaya çıkabilir. Ortaya çıkan bu yakınmalar bazen hastaları çok rahatsız edebilmektedir.   (%20-35). Göz için özel gözyaşı damlaları, ağız için ciklet çiğnenmesi tavsiye edilebilir.

3- Çene eklemi sorunları: FM hastalığı bazen”Temporo-mandibuler disfonksiyon sendromu ” denilen bir hastalık ile beraber seyredebilir (%25). Çiğnemede ağrı ve bu esnada çeneden sesler duyulması, ağzı açmakta güçlük ve açılma sırasında sorunlu çenenin yana kayması, başın öne ve ileri çıkık bir şekilde duruşu gibi sorunlar söz konusu olabilir.

Bu durumun tedavisinde FM’in genel tedavisinin yanı sıra ağız için bir süre özel aparatların kullanılması, bazı düzeltici egzersizlerin yapılması, özel fizik tedavi işlemleri gibi yöntemler uygulanır. 

4- Kaslarda krampların görülmesi: Hastalarda kol, bacaklar veya herhangi bir vücut kısmında zaman zaman değişik derecelerde bazen tik şekline dönüşen atipik kramplar söz konusudur. Normal koşullar altında ve normal yerlerde ortaya çıkmayan bu atipik kramplar (bazen küçük parmakta veya burnun ucunda vb) hastalara bazen cehennem azabı çektirebilir. 

Durup dururken aniden kasılma sonucu acı içinde kıvranan hatta istemsiz olarak bağıran bazı FM hastaları olabilir. Stresin ve FM semptomlarının yoğunlaştığı durumlarda, soğuk ve nemli havalarda bunlara daha sık rastlandığı görülmüştür. 

5. Adet öncesi gerginlik veya ağrılı adet görülmesi: Normalden daha fazla gerginlik ve sancılı adet durumlarına rastlanabilir. Önceden mevcut olmayan bu durum çok kez FM başladıktan sonra ortaya çıkabilir. 

6. Ani idrara çıkma hissi: Mesanede beklenmeyen bir gerginlik sonucu hastalar süratle idrara çıkma ihtiyacı hissederler. Bazen de malesef idrar kaçırmalar söz konusu olabilir. Aslında yapılan idrar son derece azdır hatta bazen idrar yapılacakmış gibi hissedildiği halde sonuç gerçekleşemeyebilir. Ani heyecan durumlarında olağan sayılan bu belirtinin devamlı hale gelmesi, bir FM’li için önemli sıkıntı kaynağı olması kaçınılmazdır .

7. Baş dönmesi, işitme kaybı: Sebepsiz yere baş dönmeleri olabilir. Yapılan kontrollerde bunların tıbbi bir nedeni ve tanısı konulamaz. Bu sırada nabzın ve tansiyonun normal bulunması fibromiyaljiye özgüdür. 

Ayrıca sebepsiz bir işitme kaybı da olabilir. Yapılan işitme testleri tamamen normal olduğu halde bazı tiz veya pes sesleri duyamama olayı FM’e özgü sorunlardan biridir. Hatta bazı FM hastalarının sanki etraflarındaki insanların aniden “başka dilden konuşuyorlarmış gibi oluyor “ demeleri de ilginçtir. 

8. Görme bozuklukları: Göz adalelerinin FM’ den etkilenmesi sonucu “ visual konfüzyon ” da denilen görmede ani denge kayması şeklinde anlatabileceğimiz bir problem ortaya çıkar. Bu hastalar araba kullanmada, kitap okumada sorunlar yaşarlar. Parlak ışıklı ortamlarda rahatsızlık çeken (fotofobi) bu hastalar bu bahsedilen ortamlardan kaçma arzusundadırlar. Halbuki, göz muayenelerinde belirgin hiç bir sorun tespit edilemez.

9. Deri bulguları: Deride kuruluk, hareler şeklinde renk değişiklikleri, zaman zaman ortaya çıkan hatta bazen çılgınca gelen kaşınma arzusu, parmaklarda terleme gibi adı tam olarak konulamamış bazı cilt sorunları görülebilir. Öte yandan vücuttaki hassas noktaların üzerine basılınca deride kırmızılık ortaya çıkabilir. Bu kırmızılıkların kaybolması ise uzun sürer. 

10. Göğüs ağrısı: FM’ li hastaların bazılarında göğüs ve kalp bölgelerinde atipik ağrılar görülebilir. Özellikle mesleki olarak öne eğik veya göğsü sıkıştırıcı pozisyonlarda çalışmak zorunda kalan hastalarda bu durum ortaya çıkar. 

Nefes almada batma hissi ve göğüste gerginlik olabilir. Elde uyuşma kalp bölgesinde ağrı, fenalık hissi, baş dönmesi gibi belirtilerle kalp krizini taklit eden tablolar FM’de pek nadir değildir. Elbette bu gibi ani tablolarla başvuranlarda gerekli tetkikler yapılacaktır. Fakat çok kez tüm incelemeler normal çıkar.

11. Hipermobilite sendromu: Eklemlerin normalden çok daha fazla hareket edebilmesi bir hastalıkdır ve bu bulgunun FM hastalığı ile birlikte görülme olasılığı yüksektir. Önemli belirtiler göstermeden bir başka deyişle hastaya sorun çıkarmayan ve birçok kişide özellikle kadınlarda görülen bir hastalıktır. 

Vücudun 3 veya daha fazla bölgesinde normalden daha fazla hareketlilik görülmesi ile hastalık tanısı konulur. El başparmağının önkol bölgesine doğru kolayca yaklaşması, el parmaklarının aşırı derecede geriye bükülebilmesi, diz veya dirseğin normalden (10 derece ) fazla bir şekilde arkaya dönebilmesi, dizler kırılmadan avuçların tamamen yere değdirilebilmesi ve ayağın 45 dereceden fazla kendine çekilebilmesi hastalık belirtileridir. 

12. İştahın aşırı artması veya azalması: Bazı FM hastalarında dönem dönem sebepsiz yere iştahın aşırı artması veya azalması durumu ortaya çıkabilir. Bu durumdan olumsuz etkilenen hastalar iştahlı dönemlerinde kilo almakta ve verirken de zorlanmaktadır. İştah çoğu kez tek bir gıdaya yönelik olmaktadır. Bu sorun gebelerdeki “aş ermesine” benzer anormal bir davranış özelliği olarak yorumlanmaktadır. 

13. Çeşitli atipik yakınmalar: Nedensiz yere terlemeler, çeşitli koku ve gürültülerden rahatsız olma ve mevcut ağrıların bazen aniden şiddetlenmesi söz konusudur. Bazı besinler, ani gelişen stres, kimyasal maddeler hatta bir kısım ilaçlar bu tip belirtileri tetikleyebilir. 

Fibromiyalji Tanısı Nasıl Konulur?

3 aydan daha uzun süren, vücutta yaygın ağrı ve 18 hassas noktadan en az 11’ de üzerine bastırmakla aşırı hassasiyetin meydana gelişi FM tanısının olmazsa olmaz ilk şartıdır. 

Fibromiyaljide sık rastlanılan bulgulardan en az 3’ ü ve eşlik eden diğer bulgulardan herhangi birinin birlikte bulunması tanıyı destekleyecektir. Bu yakınmalar sabahları hareketsiz kalmada, soğukta, nemde, kasvetli kapalı havalarda ve aşırı aktivitelerde, mutsuzluk hallerinde artar, sıcak havalarda, masaj veya sıcak uygulamalarda hatta tatilde azalır. 

Aslında bu tip belirtilerin başka hastalıklarda bulunanlarla yakın benzerlikler göstermesinden dolayı FM tanısı oldukça zordur. Bu yüzden doktor hastanın tıbbi gelişmesini tam olarak sorgulamak zorundadır. Eğer bu şikayetler 3 aydan fazla sürüyorsa FM’den şüphelenilmesi gerekir. 
Fibromiyaljide, laboratuar, röntgen gibi herhangi bir kesin tanı yöntemi yoktur. Bunlar, ancak ayırıcı tanıda değer taşıyabilir. Bu amaçla tam kan sayımı, idrar tahlili, tiroid hormon testleri veya romatizma testleri istenebilir. Özetle doktor tanısını sadece hastanın tahliline ve filmine dayanarak değil tersine hastayı dinleyerek ve detaylı muayene ettikten sonra koymalıdır. 

Hastalarda hassas nokta tespiti ve bazı standart soruları içeren ” FİBROMİYALJİ RİSK TESTİ” mutlaka yapılmalıdır.  Sizde bu testi yaparak kendinizde FM olup olmadığı hakkında bilgi alabilirsiniz.

Ayırıcı Tanı

FM İLE KARIŞABİLECEK HASTALIKLARDAN AYIRICI TANISI NASIL YAPILMALIDIR? FM belirtilerinden herhangi biri başka bir hastalıkta da görülebilir. Hastalıklarda tek bir belirtiyle hemen tanıya varılmayacağı unutulmamalıdır.      

FM şikayetleri olan bir hasta doktora gittiğinde eğer hekim psikiyatrist ise bu belirtilere “depresyon”, nörolog “gerilim baş ağrısı”, dahiliye uzmanı  “guatr” derken, eğer hekim pratisyen ise sadece” kulunç” tanısı koyulabilmektedir.    

Hastalarda tek bir belirtiye dayanarak tanı konulması yanlıştır. Diğer belirtilerin sorgulanmaması halinde gözden kaçmaları an meselesidir. Halbuki doğru tanı için bu belirtilerin hepsinin veya bir çoğunun bulunması gerekir. 

Hasta sorgusunda hiç adı geçmeyen bu belirtileri asıl hastalığından bağımsız olduğunu sanır. Çünkü; ne tedavi eden doktoru bunları sormuş ne de hasta bunlardan doktora bahsetme imkanı olmuştur. Belki de uzun uzun şikayetlerini anlatmaya kalktığı için veya tam tarif edemediği için onu dinlememişlerdir.   

Sorunlarını  anlatamayan ve tedavi edilmeden boşa geçen bu zaman hastayı öylesine yıpratmaktadır ki artık kendisini sanki yaşayan bir ölü gibi hissetmektedir. Bazen de tek bir hastalık belirtisiyle en ayrıntılı tetkiklere tabi tutulduktan sonra ameliyata karar verilen FM hastalarına rastlanılmaktadır. Örneğin el uyuşması olan bazı hastalarda diğer belirtiler gözardı edilip “Bilek Kanalı Sendromu ” tanısı konularak ameliyat edilebilmektedir.   

Boyun veya bel ağrısı çeken bir FM hastasına “Boyun veya Bel fıtığı” tanısı konularak ameliyata alındığı sayısız örnek bulunmaktadır. FM ile en sık karıştırılan hastalıklar şöyledir;

1) Miyofasiyal ağrı sendromu (MAS):  Yaygın ağrı, tutukluk ve yorgunluk olmaksızın vücutta daima aynı bölgelerde özellikle sırtta lokalize kas ağrıları mevcuttur. Tetik noktalar oldukça hassasdır. Üzerine bastırmakla hastaya sıçrama yaptıracak kadar ağrılı olarak ele gelir. 

Bu aşırı ağrılı tetik noktalar mikrotravma, yanlış duruşa bağlı bozukluklar ve aşırı kas zorlanmaları sonucu gelişebilir. Ayrıca boyun omurları arasındaki sinir sıkışmalarında tetik noktalar ortaya çıkabilir. Alkolizm, vitamin eksiklikleri, psikolojik stres, uyku bozuklukları, metabolik ve hormon bozuklukları ve virüs enfeksiyonlarında tetik noktalardaki ağrılar artabilir. Bu hastalıkta;  
1. Belirli bir alana yayılan bölgesel ağrı, kaslarda zayıflama, kas boyunda kısalmalar    2. Gergin bantlar ve bunun içinde aşırı ağrılı tetik noktaların varlığı ve bu bantlarda lokal seyirmeler,
3. Eklem hareket açıklığında azalma vardır. 

MAS, her kadın hem de erkeklerde görülebilir. Uyku ve psikolojik sorunlar ağrı nedeniyle ikincil olarak ortaya çıkabilir. Kulakta dolgunluk hissi, çınlamalar, baş dönmesi, göz yaşarması hastalık tablosuna eklenebilir. Görüldüğü gibi MAS ile FM önemli benzerlikler göstermesine rağmen dikkatli bir göz bu iki hastalığı ayırabilir. MAS tedavisinde temel amaç ağrıyı artıran faktörleri olabildiğince ortadan kaldırmaktır. 

Yanlış olan oturma veya duruş pozisyonlarını düzeltmek, kaslardaki tetik noktaları inaktive edecek lokal önlemleri almak gerekir. Sıkıntı yaratan kasın gerdirilmesi ve tetik noktaların gevşetilmesi ağryı azaltabilir. (Ağrı kesici soğutucu spreylerin sıkılması, lokal enjeksiyon ve masaj yapılması, vs).  Bu yöntemler eksik olan elastikiyeti ve hareket açıklığını sağlamaz veya erken tanı konulmadığından önlemler yeterince alınamaz ise MAS’da müzminleşebilir ve tedavi giderek daha da güçleşir.

2) Kronik yorgunluk sendromu (KYS):   Nedeni tam olarak bilinmeyen 6 aydan daha uzun süren bu hastalıkta bazen günlük normal yaşam aktiviteleri bile yapılamayacak kadar bitkinlik vardır. İstirahatde bile bu durum düzelmez. Genelde bir enfeksiyonu takiben ortaya çıkar. Boğazda ağrı, lenf bezi şişmesi, eklem ve adale ağrıları birlikte seyredebilir. FM’de 9 kadına 1 erkek oranı varken, KYS’ da 7 kadına 3 erkek düşer. Her iki hastalıkta da beyin kan akımı azalmıştır. Kan ve beyin sıvısında serotonin seviyesi oldukça düşüktür. 

3) Tiroid hormon salgılanmasında azalma (Hipotiroidi): Bu hastalarda yorgunluk, uyku sorunları, deri kuruması, hareket yavaşlığı gibi sorunlar söz konusudur. Kesin tanı koymak için tiroid testleri yapılmalıdır. Hipotiroidi vakalarında hormon seviyesi oldukça düşük iken Fibromiyalji hastalarında tiroid hormon seviyeleri normal bulunur.                                                               

4) Polimiyalji Romatika:  60 yaşın üstündeki hastalarda belirgin sabah sertliği, eklem ve adalelerde yaygın ağrılarla seyreden bir hastalıktır. Kan tahlilinde sedimantasyon hızı oldukça yüksek olup FM’ de görülen hassas noktalar bu hastalarda yoktur. Kortizona verdiği dramatik olumlu cevap bu hastalık için oldukça tipiktir. 

5) Kas-iskelet sistemi hastalıkları : Birçok kas ve kemik sistemi hastalığı fibromiyalji ile karışabilir. Bunlar; Romatoid Artrit, Lupus, Sjögren sendromu , bazı kas hastalıkları , kemik erimesi (Osteoporoz) ve yumuşaması ( Osteomalasi )gibi hastalıklar ayırıcı tanıda düşünülmelidir.

6) Diğer hastalıklar:  Bu hastalığın karışmayacağı hastalık yok gibidir. Bu nedenle FM tanısını kesinleştirmek için şüphelenilen kişilerde birçok hastalığın olmadığının araştırılması gerekir. ​

Bunlar başlıca; Ülser, Sistit, Diskopati, Bilek Kanalı Sendromu, Alzheimer, Maskeli depresyon, Hassas veya İltihaplı Barsak Hastalığı (irritabl kolon–IBS), bazı virus enfeksiyonları (HIV, Lyme artriti, parvovirüs)  olabilir.

Fibromiyalji Tedavisi ve Tedavi Yöntemleri

Fibromiyalji tedavisinin hem kolay hem de güç olduğu unutulmamalıdır. Bunu kolaylaştırmak için hasta ve hekim işbirliği şarttır.

Tedavi Yöntemleri

Fibromiyalji tedavisinde uygulanan çeşitli yöntemler var. Bunların ayrıntılarına girmeden bazı prensipleri ortaya koymakta yarar var.

1. Hastalar tüm problemlerine rağmen hayattan elini eteğini çekmemeli ve katılımlı bir yaşam sürmelidir.
2. Hastanın kısıtlanmış olan yaşamsal tüm fonksiyonlarının yeniden artırılması gerekir.
3. Hastalara başta ağrı ve diğer sorunlarla baş edebilme stratejilerinin etaplar halinde öğretilmesi tedavinin temel prensiplerdendir.

Fibromiyaljide Tedavi Yöntemleri
1- Hasta Eğitimi ve Hasta Okulları
2- Egzersiz tedavisi
3- İlaç tedavisi
4- Fizik tedavi yöntemleri
5- Lokal enjeksiyonlar
6- Ozon terapi
7- Uygun diyet ve düzenli su içme
8- Kaplıca tedavileri
9- Güneşlenme ve deniz tedavileri
10- Meditasyon
11- Alternatif tedavi seçenekleri (Akupunktur, Hipnoz, Thai-Chi, Reiki, Shiatzu masajı, mutluluk terapisi, kognitif davranış terapisi, refleksoterapi, sıcak taş tedavisi, masaj ve aromaterapi vb.)

1- HASTA EĞİTİMİ-HASTA OKULLARI

FM tedavisinde hekim hasta işbirliği son derece önemlidir. O halde tedavinin ilk basamağı hastanın ve yakınlarının eğitimidir. Hastaya hastalığının ne olduğunun açıkça anlatılması ve onun güveninin kazanılması birinci koşuldur. Şikayetlerin alışılan hastalık belirtilerine pek benzememesi nedeniyle yakın çevresi tarafından hasta olarak kabul edilmemekten şikayetçi olan çok sayıda FM hastası vardır. Bu bulguların gerçek bir hastalığın belirtileri olduğu hastanın kendisine ve yakınlarına açıkca anlatılmalıdır. Hakikaten bazı yakınmalar o denli şiddetlidir ki hastalarda dayanılmaz boyutlara ulaşabilir. Halbuki dışarıdan bakıldığında hastanın dış görünüşünde hiçbir olumsuz değişiklik yoktur.

Bununla birlikte FM’li hastaya hayatı tehdit eden veya estetik bir soruna yol açmayacak bir hastalığa sahip olduğunu anlatmak bir ölçüde hastayı rahatlatabilir. Hasta olduğuna inanılmayan, çevresi tarafından sinir hastası olduğu sanılan, aynı dertlerden şikayetçi çok sayıda başka hastaların olduğu hastalara muhakkak söylenmelidir.
Bu hastaların bir araya getirilmesi ile oluşturulacak gruplara yapılacak tedavilerin (grup terapisi) çok başarılı sonuçlar sağlayacağı unutulmamalıdır. Hasta ve çevresinin eğitimi amacıyla biri teorik diğeri egzersiz uygulamalarını kapsayan 2 derslik bir eğitim programı yapmaktayız. ” FİBROMİYALJİ OKULU” adıyla anılan bu çalışmalara hastaların her yıl katılması tedavi başarısının daha da kalıcı olmasını sağlamaktadır.Yurt dışında bu konuda benzer çalışmalar yapılmaktadır.
Bu hastalıkla ilgili çeşitli vakıf ve dernekler kurulmaktadır. Hastaların kullanabileceği bazı yeni ürünler internet sitelerinde tanıtılmaktadır. Bazı ülkelerde resmi kurumlar tarafından FİBROMİYALJİNİN HASTALIK OLARAK KABUL EDİLMEMESİNDEN dolayı bir takım özel avukatlık büroları ortaya çıkmıştır.

2- EGZERSİZ TEDAVİSİ

Fibromiyaljide (FM) egzersiz, olmazsa olmaz özellikte bir tedavidir. Egzersiz yapılmadığı takdirde hastalar diğer tedavilerden sınırlı yarar görürler. Bu nedenle kolunu kaldıracak kadar mecali olmadığını söyleyen hastaların bile kendilerini zorlayarak egzersiz yapmaları şarttır. Çaba gösterildiğinde daha önceden doğru dürüst hareket edemeyen hastalar, yavaş yavaş hareketlerini daha kolay yapabildiklerini ve buna devam ettikçe ağrılarının daha da azaldığını göreceklerdir.

Egzersiz uygulamasındaki başlıca amaç; stresin azaltılması, bozulmuş postürün düzeltilmesi, dayanıklılığın artırılması ve kardiyo-vasküler direncin yeniden kazanılması olarak sıralanabilir. Kalp atımları, tansiyon kontrolleri yapıldıktan sonra bu çalışmalar başlatılmalıdır.
Egzersiz ama nasıl tipde egzersiz yapmalıyım? Bunu nereden öğreneceğim diyen kişiler ANA SAYFADA açacakları pencerelerden (resimli veya hareketli videolar) lazım gelen herşeyi öğrenebilirler.
Kas germe ve kalp-damar sistemini güçlendirici egzersizlerin yanı sıra, eklem hareket açıklığının adale elastikiyeti ve gevşetilmesinin hatta dayanıklılığının arttırıldığı egzersiz çeşitleri tedavinin vazgeçilmez öğelerinden biridir. Özellikle oksijenli ortamda yapılan aerobik egzersizler sayesinde hastanın kendine güveni artmakta, adaleleri gevşemekte ve ağrılara daha iyi tahammül edebilmektedir.
Eğer şimdiye kadar hiç egzersiz yapmamış ve yaşınız da biraz ilerlemiş ise bu egzersizlere başlamadan bir hekime danışmalısınız. Bunun için en yakınınızdaki bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanına başvurabilirsiniz.
Sırt ve karın adalelerinin hem güçlendirileceği hem de kontrol edilerek gevşetilebileceği ve böylelikle gövdenin dengesinin sağlanabileceği PİLATES egzersizleri FM’de özellikle tavsiye edilmektedir. Yumuşak bir topla yapılan ve oldukça basit fakat çok faydalı bir yöntemdir.
Pilates egzersizlerinin asıl amacı; karın ve sırt bölgesi kaslarını eşit oranda güçlendirip, vücudumuzun üst kısmındaki iskeleti koruyan bir nevi kalkan oluşturmaktadır.
1- Kullanılan yumuşak top sayesinde sinir sistemi uyarılmakta bu da adale dengesi ve kasılması için olumlu sonuçlar kazandırmaktadır.
2- Belirli nedenlerden dolayı az çalışan kaslar, egzersizler sayesinde tüm yükü üzerine alarak daha güçlü çalışabilecek hale gelebilir.
3- Egzersizler yapıldığında vücut bilinci, koordinasyon ve denge birlikte gelişmektedir.

Etkili bir egzersiz uygulaması için;

1- Haftada üç kez uygulanmalı,
2- Isınmak için hareketlere başlamadan önce, 5 dakikalık kısa bir düz koşu yapılmalı,
3- Egzersizler yapılırken derin nefesler alınıp verilmelidir. Bu işlem, göğüs kafesini açıp, akciğer kapasitesinin artmasını sağlayacaktır

3-FİBROMİYALJİ TEDAVİSİNDE İLAÇLAR

Tedavide ağrı kesicilerden romatizma ilaçlarına kadar her çeşit ilaç kullanılmaktadır. İlaçlar; ağızdan alınabilir, enjeksiyonlar yapılabilir veya dışarıdan sürülebilir. Aslında ağrı kesiciler veya adale gevşeticilerin etkisi FM hastalığında çok defa sınırlıdır. Kortizonun hiçbir yararı yoktur. FM tedavisinde yeri olan ilaçları 7 ana grupta toplayabiliriz.
Antidepressanlar: Bu grupta heterosiklik antidepressanlar, selektif serotonin geri alım inhibitörleri, MAO inhibitörleri olarak sınıflandırabileceğimiz ilaçlar bulunmaktadır. Bu ilaçlar mutlaka hekim kontrolü altında alınmaları gerekir.

Anksiyolitik-sedatif ve hipnotikler: Alprozolam ve bağımlılık yapma eğilimi yüksek olan benzodiazepinler bu grupta yer alır. Aynı şekilde hekim takibi şarttır.

Kas gevşeticiler: Kas gevşeticiler sınırlı etkilerine rağmen bazen tercih edilebilir.

Non-steroid antienflamatuvar ilaçlar: Bu grupta kortizon dışında kalan diğer anti-romatizmal ilaçlar olup bunların FM üzerine etkileri oldukça sınırlıdır.

Vitamin ve destekler: B, C ve D vitaminlerinin yanısıra çeşitli antioksidanlar magnezyum ve çinko içeren ilaçlar yararlı sonuçlar verebilmektedirler.

Gabapentin türevleri: Sara (epilepsi) hastalığının tedavisinde de kullanılan bu gibi ilaçların sinir sistemindeki iletimsel sorunları aşabilen kimyasal özellikleri vardır. Son yıllarda bu grupta yer alan ilaçlardan etkin sonuçlar alabilmekteyiz.

Kullanılan diğer ilaçlar : Birçok ilacın fibromiyalji tedavisinde denendiği bazılarının başarılı olduğu bilinmektedir. Bunlardan bazı örnekler aşağıda verilmiştir.

Borat yağı, SAM-e, Vitamin E , Asetil-L-Karnitine,

Koenzim Q10, L-Lyzin, L-Arginin , Mg./potasyum Aspartate,

B-kompleks, NADH , Lipoik Asit, Kalsiyum, Kava Kava, Sinemet

Somatomed, Natural östrojen, Olive Leaf, Oregano Yağı,

Selenyum, Echinacea, Ginkgo Biloba, Kolostrum, Myers kokteyli,

L-Serine, St. John’s Wort, Antioxynol, Aloe Vera

4- FİBROMİYALJİDE FİZİK TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Çeşitli kas ve iskelet sistemi hastalıklarında oldukça yararlı olan standart fizik tedavi yöntemleri fibromiyalji hastalarının ağrılarında az etkili hatta etkisiz kalabilmektedir. Buna karşılık; fizik tedavinin rutin uygulamaları arasına henüz girmemiş “manyetik alan”ve “kriyoterapi“ gibi yöntemler ise fibromiyaljide oldukça etkin sonuçlar vermektedirler.

KRİYOTERAPİ: Fibromiyaljinin hassas noktaları üzerine hasta tarafından soğukluğu pek algılanmayan CO2 gazının püskürtülmesi işlemine kriyoterapi denilmektedir. Haftada 3 defadan az olmamak kaydıyla toplam 10 kez uygulanmasından etkin sonuçlar alınmaktadır. Kuşkusuz bu tedavide; egzersiz – eğitim- ilaç birlikteliği söz konusu olmalıdır.

MANYETİK ALAN TEDAVİSİ: Magnetoterapi, çok eski geçmişi olmakla beraber son yıllarda salınımlı magnetik alan üreten cihazların devreye girmesiyle fibromiyaljide daha yaygın kullanım alanı bulmuştur. Çevremizde “elektrosmog” olarak isimlendirilen ve manyetik kirlenmelere yol açan çok sayıda neden vardır.
Bunun sonucunda insan organizmasında ciddi değişiklikler olmakta ve aradığı bu doğal dengeyi bulamayan ve enerji eksikliği gösteren bazı vücutlarda “modern çağın hastalıkları“ denilen birçok sorun arka arkaya ortaya çıkmaktadır.
Hücreler vücudu oluşturan en küçük yapı taşları olup kendilerine özgün bir metabolizmaları ve enerji düzeyleri vardır. Sağlıklı hücrelerin içerisinde 60-110mV değerinde bir voltaj mevcuttur. Hücreler bunu dengede tutabilmek için başta şeker, potasyum ve sodyum ve özellikle oksijene gereksinim duyarlar.
Bunun yanı sıra kan hücrelerinin yeterli biyo-elektrik potansiyeli olduğu zaman birbirlerini itmekte olduğu ve birbirlerine yapışmadan damarlar içerisinde hareket ettiği bilinmektedir. Manyetik alan tedavisi tıpkı mıknatısın demir tozlarını belli bir sıra halinde düzene soktuğu gibi hücrelerin bozulmuş enerjilerini yeniden düzeltir ve onları dengeli bir duruma getirir.

5- LOKAL ENJEKSİYON TEDAVİSİ

Fibromiyaljide çeşitli lokal enjeksiyon uygulamaları yapılmaktadır. Bu hastalıkta, şimdiye kadar kuru iğnelemeden, tuzlu su enjeksiyonuna, proteoglikan enjeksiyonundan, lokal anestezik maddelere kadar farklı enjeksiyonlar uygulanmaktadır. Kalsitonin, B 12 vitamini, opioidler yine denenen diğer ilaçlar arasındadır. % 1 prokainle beraber serum fizyolojik enjeksiyonları da ağrılar üzerinde etkili olabilir. Proteoglikan ekstrelerinin lokal anestezik ile kombinasyonu hatta ozon gazının tek başına uygulanması oldukça olumlu yararlar sağlayabilmektedir. Ağrılı noktanın tam olarak tespiti haftada 1 veya 2 defa her seferinde minimum 3, maksimum 7 noktaya enjeksiyon yapılması gerekir.
Bir kür uygulamasında toplam enjeksiyon adedi 10 defadan az, 20’ den fazla olmamalıdır. Çoğu kez her yıl kürler halinde tekrarlamak gerekebilir. Enjeksiyon tekniğine ve steriliteye dikkat etmek şarttır. Küçük ve ince iğne uçları kullanılarak hastaya ağrı hissedilmeden bu enjeksiyonlar yapılmalıdır. Biz kliniğimizde yaptığımız uygulamalarda son 2 yıl içinde Botox enjeksiyonlarını tercih etmekteyiz.
Her seferinde ortalama 5 noktaya yapılan bu enjeksiyonlardan oldukça yararlı sonuçlar alınmaktadır. Bu noktalar FM’e ait hassas noktalardır. Tesirinin nispeten diğer enjeksiyonlara oranla daha uzun süreli olması tercih sebebimizdir. Bu enjeksiyonlar 3 ay aralıklarla ve toplam 3 defa olarak planlanmaktadır. Etki üstünlüğü bakımından diğer enjeksiyonlarla karşılaştırmalı bir çalışma kliniğimizde halen yürütülmektedir.

6- OZON TERAPİ :

Kanın akışkanlığı ve damarlarda kan akma hızı yavaşlayınca oksijenin uzak dokulara ulaşması zorlaşmaktadır. Yetersiz sıvı alınması, hareketsiz yaşam sürülmesi, beslenme hataları ve etrafımızda yapay olarak oluşmuş ekstra manyetik kirlenmeler alyuvarların birbirlerine yapışmasına yol açmaktadır.
Alyuvarlar, madeni paralar gibi üst üste dizildiğinde kan akış hızı azalır, birbirlerinden kolay kolay ayrılmazlar. Buna bağlı olarak taşınan oksijen miktarı gittikçe düşer. Hücreler daha düşük oksijende kalmaları halinde eksik yakıtla çalışan motorun gösterdiği belirtilere benzer sorunlar üretir. Metabolizması normal çalışan hücrelerin aksine daha fazla miktarda üretilen asit yapıdaki atık maddeler gerektiği kadar atılamaz ve ortamda birikmeye başlar.
Bu durum sorunun daha da artmasına neden olur. İşte yukarıdaki tabloya benzer durumun bir örneği de fibromiyaljidir. Bu şekilde metabolizmaları bozulmuş bu hücreler üzerine olumlu etkiler yapacak tedavi yöntemlerinden biri ozon terapi diğeri ise manyetik alan terapisidir.
Bu tedavi yöntemleri uygulandığı takdirde; kan hücrelerinin akışkanlığı artmakta ve hücrelerin gereksinim duyduğu yaşamsal nitelikteki maddelerin dolaşımı hızlanmaktadır. Böylece vücut doğal yollardan kendini iyileştirme kapasitesini artırmaktadır. Gerek ozon gerekse manyetik alan uygulanmasıyla kemik hücrelerinin aktivasyonu artmaktadır.
Daralmış ve fonksiyonlarını güçlükle sağlayan kapiler damarlarda genişlemeler olmakta böylece metabolik reaksiyonlarda olumlu gelişmeler başlayabilmektedir. Sonuç olarak, adalelerde mevcut kasılmalar azalmakta, vücudu savunan hücrelerde gözle görülecek şekilde artma olmaktadır.

7- FİBROMİYALJİDE DİYET TEDAVİSİ

Her hastada değişken olmakla beraber bazı yiyeceklerin ağrıyı arttırdıkları ve barsaklara olumsuz tesir ettiği bilinmektedir. Hastaların bu besinlerden uzak durması gerekir. Mineral ve vitaminlerden zengin bir diyet, dengeli beslenme FM hastalarına önemli yararlar sağlar. Burada bazı favori sebze ve meyvelerin FM hastaları için iyi geldiği söylenebilir. Muz, elma, portakal, kivi, badem gibi meyvelerin yanı sıra yeşil çay, brokoli, ıspanak, enginar, zeytin yağı gibi gıdaların FM hastaları için pozitif nitelikler taşıdığı bilinmektedir. Ayrıca, FM’de “keten tohumu” ve ” kefir”le yararlı sonuçlar alındığına dair veriler bulunmaktadır. Son zamanlarda, büyük marketlerin raflarında bu gibi gıda desteklerini bulmak mümkün olabilmektedir.
Düzenli olarak su içilmesi FM ile baş etmede çok önemlidir. Her hastaya günde 1.5- 2 lt civarında su içilmesi mutlaka öğütlenmelidir. KALORİ AYARLAMASI kurallarına uymak şarttır. Yemek başına 600, ara öğün başına ise 150 kaloriden fazla alınmamalıdır. Ana öğünler ile ara öğünler arasındaki süre hiçbir zaman 3-4 saatten fazla olmamalıdır.
Yenilen her öğünde protein ve karbonhidratları tam dengesinde alınmalıdır. Vücudun gereksinim duyduğu proteinden daha az veya daha fazlasını tüketmemek gerekmektedir.
Karbonhidrat seçimleri, liften zengin olan sebze ve meyveler arasından yapılmalı ve beslenmede daima daha çok sebzeye yönelinmelidir.
Yağ tercihleri; zeytinyağı ve soya yağı gibi doymamış yağlardan yana yapılmalı ve yağ tüketimi mutlaka sınırlanmalıdır. Kuru yemişler, hamburger, kızartmalar ve kolalı içeceklerden kaçınmak gerekir. Oruç tutar gibi haftada bir defa aç kalmak veya sadece bütün gün şekerli limonata içmek vücutta biriken toksinlerden (DETOKS) arınmayı sağlayabilir.
Dikkat edilirse, bunların hemen tamamı SAĞLIKLI YAŞAMANIN genel kurallarıdır. Çağımızın modern hastalıklarından uzak durmak için doğal gıdalarla dengeli beslenmeli ve fazla kalori alımından süratle uzaklaşılmalıdır.

8- KAPLICA TEDAVİSİNİN YERİ

Fibromiyalji hastalığında kaplıcalar; gerek ortamın değiştirilmesi gerekse suyun sıcaklık, mineral içeriği ve radyoaktivite gibi özellikleri sayesinde olumlu yararlar sağlamaktadır. Suyla yapılan girdap banyoları, tazyikli duşlar bu katkıyı daha da perçinlemektedir. Bu nedenle kış ayları gelip ağrıları yeniden başlayan hastalar ilk fırsatta kaplıcaya gitme özlemi duymaktadırlar.
Kaynak zenginliği yönünden dünyadaki ilk 7 ülke arasında yer alan Türkiye’de 1.300 civarında kaplıca bulunuyor. Ancak bu kaplıcaların sadece yaklaşık 250’sinde tesis vardır. Kaplıcalar, romatizma hastalarının yanı sıra, kent yaşamının sorunlarından uzaklaşmak, doğanın kucağında tatil yapmak isteyenlerin de akımına uğramaktadır.
Kaplıcalarda bazı kurallara uymak gerekir. Buna göre 2 haftadan kısa kalınan kaplıcalardan olumlu etki alınması zorlaşmaktadır. İdeal kaplıca adedi 21 seanstır. İlk haftada hergün tek, ikinci haftada ise günde 2 defa banyo alarak hızlı program yapmak mümkündür.
SPA’ lar bazen şifalı suların olmadığı yerlerde suları ısıtarak veya içerisine çeşitli katkı maddeleri katarak kullanan rahatlatıcı tedavilerdir. Son yıllarda neredeyse yeni açılan tüm otellerde bu birimlere rastlanmaktadır. Genellikle uzak doğu yöntemleriyle desteklenen bu tedavi türüne Wellness uygulamaları denmektedir. FM hastalarında yararlı sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir.

9- GÜNEŞLENME VE DENİZ TEDAVİLERİ

Güneşlenme sırasında gerek güneşin sıcaklığı gerekse ultraviyole etkisi bir çok hastada uzun süren rahatlıklara yol açmaktadır. Bu etkiyi pekiştirmek için haddinden fazla güneşte kalan çok sayıda FM hastası olduğu görülmektedir. Normal uykuları bozuk bu hastalar güneş altında olduğunda saatlerce derin uyku çekebilmekteler. Güneşlendikleri ve yüzdükleri yazların kışlarında fibromiyaljik hastaların ağrılarında önemli düzelmeler görülmektedir.
Bu uygulamalarda; hem deniz suyunun rahatlatıcı özelliği hem güneşin relaksan etkisi birlikte söz konusudur. Ayrıca, yüzme sırasında sırt, kol ve boyun adaleleri çalıştırılacağı için dinlence amaçlı yapılan bu tatil tam anlamıyla bir tedavi kürü haline dönmektedir.

10- MEDİTASYON

Bu konudaki ayrıntıları ANA MENÜ’de bulabilirsiniz.

11-ALTERNATİF YÖNTEMLER
Fibromiyalji tedavisinde yeni arayışlar çok sayıda kişinin uğraşı alanı olmuştur. İnternet sitelerinde hergün bu konuda yeni çıkmış çeşitli tedavi seçenekleriyle karşılaşabilirsiniz. Fakat bunların büyük bir kısmı henüz pozitif bilim süzgecinden geçememiş öneriler olabilir.
Bu yöntemler sadece fibromiyaljiye özgün değil tüm kronik ağrı çekenler için çözüm önerileri olarak kabul edilmelidir. Çok eski bir yöntem olan akupunkturla başlamak istiyoruz.

Akupunktur: Vücutta bir elektrik enerjisi olup bazı durumlarda bu enerji azalır. Bunun sonucu çeşitli hastalıklıklar ortaya çıkar. Özel akupunktur iğneleri kullanarak bu enerji azlığı veya fazlalığı dengelenebilir. Bazen bu iğneler üzerine elektrik akımları verilerek etkenlik daha da hızlı ve fazla olarak değiştirilebilir.

Hipnoz: Bilinç altına inilerek kişiler üzerinde baskı oluşturan yüklerden kurtulmaya yönelik bir tedavi yöntemidir. Kuşkusuz etkili olabilmek için bu konuda deneyimli kişilere başvurmak gerektiği muhakkakdır.

Thai-Chi: Yavaş çekilmiş bir film görüntülerini andıran gevşetme egzersizleri FM hastalarında yararlı sonuçlar vermektedir. Özellikle Çin’ de sabah erken saatlerde Tai-Chi sporu yapan milyonlarca insan vardır. Bu gibi çalışmalara katılanlarda hem FM’ e oldukça az oranda rastlandığı hem de daha uzun ve sağlıklı bir ömür sürdürdükleri bildirilmektedir.

Reiki- Shiatzu masajı : Vücutta akupunktur noktalarına benzer noktalar vardır. Bunların üzerine yapılan masaj ve gevşetme teknikleri fibromiyalji hastalarında önemli adale gevşemeleri ve ruhsal rahatlamalar meydana getirebilmektedir.

Refleksoloji : Kişinin kendisini fiziksel ve ruhsal yönden iyi hissetmesini sağlayan bir yöntem olup ayaklara masaja benzer tarzda bazı uygulamaların yapılmasıdır. Denge sağlayıcı olarak da bilinen Refleksoloji, bedenin tüm organları ve sistemlerinin yansıma noktalarının ayaklarda olduğunu kabul eder. Burada bulunan noktaların vücut anatomisinin küçük bir kopyası olduğu prensibine dayanır.
İşte bu refleks noktalarına çeşitli baskı ve ovmalar şeklinde uygulanan bir tedavi yöntemi olan Refleksolojinin; kan dolaşımını hızlandırıcı, sinir sistemini dengeleyici, ağrıyı dindirici, tutuklukları azaltıcı hatta ruhu dinlendirici ve pozitif düşünce uyandırıcı olduğu ileri sürülmektedir.

Masaj: İster hassas FM noktalarına, ister diğer iskelet sistemi bölgelerine yapılacak masaj uygulamaları birçok kişide önemli rahatlamalara yol açabilmektedirler. Kuşkusuz etkin bir sonuç alınması için bilen ellerde ve düzenli aralıklarla yapılması gerekmektedir.

Aromaterapi: Sakinleştirici, canlandırıcı ve tedavi edici özellikleri ile bilinen doğal terapiler arasında en çok bilinenleri arasında yer alan aromaterapi, bazı bitkisel kökenli yağların insanlara sağlık ve güzellik için masaj, kompres, buğu (nefes yolu) veya banyolar aracılığıyla vücuda uygulanmasıdır. Bu yöntemin kökeni, dörtbin yıl öncesine kadar dayanmaktadır.

Kognitif davranış terapisi: FM’ li hastalarında bazen onu psikolojik olarak etkileyecek faktörlerin tek tek sorgulanması ve böylece asıl nedenin ortaya çıkarılması gerekir. Bu gibi psikiyatrik analizler yapılan hastalar FM’ le daha kolay mücadele edebilmektedirler.

Özel giysi-yatak-yastık kullanılması: İyileştirici etkisi olduğu söylenen bu gibi yöntemler bazı FM hastalarında şikayetleri azaltabilmektedir. Bunun sebebi ya kullanılan kumaşın biyolojik özelliklerinden ya da ağrılı noktalara manyetik bantlar konulmasından kaynaklanabilir. Gece uykusu için Fibromiyalji pijamaları tanıtımı yapan internet sitelerine rastlamak olasıdır.

Mutluluk Terapisi : Seyahatlere çıkılması, hediye alınması veya verilmesi, hoşa giden herhangi bir şeyin yapılmasının bir “tedavi olarak” algılanması tuhaf bir olgudur. Aslında; kendinizi önemli ve iyi hissettirecek herşey bize göre bir tedavidir. Şiddetli ve dayanılmaz ağrıları olan FM hastalarının başka bir şehre veya ülkeye seyahat ettiğinde hatta komşusuna bile gittiğinde rahatladıkları bilinmektedir.
Bu kapsamda alışverişe gittiklerinde, sevdiklerine hediye verdiklerinde, hediye aldıklarında ağrılarının hafiflediği kaydedilmiştir. O halde; yaşamda sizi mutlu edecek şeylere yönelmeli tersine sizi mutsuz ettiğini bildiğiniz şeylerden kaçınmanız gerektiğini söyleyebiliriz.

Sıcak taş tedavisi: Uzakdoğu kaynaklı bir başka uygulama da sıcak taş tedavisidir. Bazı özellikleri olan taşlar ağrılı veya sorunlu olan çeşitli bölgeler üzerine ısıtılarak konulabilmektedir. Bunun etkisi üzerinde uzun süre muhafaza ettiği ısısından mı kaynaklandığı yoksa taşın bileşiminin de burada etkili olup olmadığı henüz bilinmemektedir.

Bazı hormon veya kimyasallar: Büyüme hormonu (growth hormone), Koenzim 10 (Q10), Kolostrumda (annenin ilk sütünde) bulunan bazı maddelerin FM’ de etkin olduğuna yönelik çalışmalar vardır. Bu konuda araştırmalar halen sürdürülmektedir.

Özel apareyler: İnternet aleminde, faydası tartışılmakla beraber zararı şimdilik ortaya çıkarılmamış bir sürü şeyin FM tedavisinde kullanılabildiğini görmekteyiz. Kafaya titreşimler ileten veya sırtüstü yatış sırasında omurgayı aşırı derecede bükerek etkisini gösteren bazı aygıtlarla karşılaşırsanız hayret etmeyin.

Hastalık Seyrinin Değerlendirilmesi

Hastalık seyrinin değerlendirilmesi için; önce hastaların ayrıntılı muayenesi ve ayırıcı tanıları göz önünde tutularak tanı kesinleştirilmelidir. Bundan sonra yapılan tedaviye hastanın vereceği cevapları değerlendirmek amacıyla birtakım izleme kriterleri kullanılır.

Fibromiyaljide hastalık şiddetinin takibinde bazı değerlendirme ve izleme ölçütleri kullanılmaktadır. AIMS, FIQ, QOL, Toronto Aleksitimi ölçeği (TAÖ), Spielberger sürekli kaygı envanteri (SKE) Hamilton ve Beck Depresyon ölçeği bunlara örnektir.
Fibromiyalji ortaya çıktıktan sonra bu hastalığın muhtemel seyri şunlardan biri olabilir.

a) FM tekrarlayan alevlenmeler ve düzelmeler şeklinde devam edebilir. Hasta kah çok iyidir, kah çok kötüdür.
b) Tedaviyle, belirtiler tamamen kaybolmaz, ancak belirtilerin şiddeti oldukça azalır ve ağrıların yeniden başlama aralıkları giderek uzar.
c) Belirtiler giderek artar ve hastanın tahammül sınırlarını zorlamaya başlar.
d) Belirtiler neredeyse tama yakın kaybolur. Nadiren hasta kendini kötü hisseder ve bu sırada başlayan belirtiler çok uzun süreli olmaz.

O halde; burada ilk üç madde kapsamında bulunan hastalar için asıl hedefimiz hastalıklarını tam olarak ortadan kaldıramazsak bile FM ile birlikte yaşamasını öğretmek olmalıdır.